Toplumlar kişisel özgeçmişi etkiler. Güruh diyebiliriz toplumu tanımlarken, yığın diyebiliriz ya da kitle; ne dersek diyelim çok olan başa çıkılmaz, manipülasyona açık, sağlıksız hatta çoğu zaman korkutucudur. Çünkü kişiler bu kitlelerin içinde yolunu bulmaya çalışır; göç eder, savrulur, mücadele eder, kavga eder, kaygılıdır. Kişi bütün bunları yok etmek için çalışır, çalışır, çalışır; tüm bu hengame içerisinde asıl olanı fark edemez. Asıl olan; olması gereken aslında şudur:

Kişiler toplumsal yapıyı etkiler.

Üstelik en güçlü etkileme yöntemidir bu. Çok bilinmez çünkü birey toplum karşısında en küçük birimdir; edebiyat dışında. Edebiyatı benim nazarımda ‘sevgili’ yapan en yegane unsur budur işte. Dayatılan gerçek üzerinden değil, olması gereken üzerinden ve kişiyi var eden hayal gücüyle hikayelerini oluşturuyor olmasıdır.

Toplumsal olayları yığınlar üzerinden anlatıyormuş gibi gözüküp aslında bireylere odaklanarak yazmış, romanlarıyla dünya edebiyatına çok önemli bir külliyat kazandırmıştır John Steinbeck.

İki dünya savaşı, birçok ekonomik buhran, göç, belirsizlik yaşayan Amerikan toplumunu kaleme almış fakat aslında bu meselelere maruz kalmış insanlara odaklamıştır kalemini. Asıl onların mücadelesi, hayata tutunma isteği, sevgileri, aşkları önemlidir. Kendisi de yazdığı o insanlar gibi bir hayat yaşamıştır çünkü. Gazap Üzümleri’ndeki Joad ailesi Bitmeyen Kavga’daki işçi Jim, Kaygılarımızın Kışı’ndaki Ethan; Fareler ve İnsanlar’daki George Milton ve Lennie Small; Sardalya Sokağı ve Yukarı Mahalle’nin ardından bu üçlemenin son kitabı olarak yayınlanmış Tatlı Perşembe’deki Doc… Steinbeck’in kendisidir.

John Steinbeck, 66 yıllık ömrüne 27 kitap birçok öykü ve senaryo sığdırdı. Karakterlerinin yaşadığı birçok olayı, durumu, iniş-çıkışları, mücadeleyi, kavgayı kendisi de yaşadı. 1920’lerde kendisi de evsiz, gezici bir çiftlik işçisiydi. 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığı açıklandıktan sonra bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Fareler ve İnsanlar, Cennetin Doğusu, Gazap Üzümleri, Bitmeyen Kavga ile geldi.

Gazap Üzümleri Bitmeyen Kavga’dan üç yıl sonra yayınlanmasına rağmen daha çok satıldı. Nedeni Gazap Üzümleri’nin dramatik unsurlara daha fazla yaslanması veya kitabın hiç beklenmedik sonu itibariyle olabilir. Bitmeyen Kavga gölgede kalmasına rağmen Steinbeck külliyatının en önemli romanlarından. Çünkü;

İnsanın kavgası hiç bitmez.

Steinbeck bu romanında elma işçilerinin mücadelesini öyle güçlü anlatıyor ki; o zamandan bu zamana tarımda, endüstride, teknolojide birçok şey değişmesine rağmen bu günü de anlatıyor gibi. Şartlar koşullar, değişmiş olabilir fakat insanın kavgası bitmez. Kitaptan yapacağım şu alıntı bunun en güzel örneği: “İnsan topluluğu insana benzer diyorlar. Bu yanlıştır. insan topluluğu bir hayvana benzer. Ne istediğini bilirse gözü kapalı bir şekilde makineli tüfeğin üzerine yürüyebilir”

İnsan mücadele için, hiç bitmeyecek olan o kavga için yaratılmıştır. Steinbeck roman boyunca insanın bitmeyen kavgasını yine insanın içindeki iyinin ve kötünün savaşı üzerinden verir. Yani asılına siyasi çekişmeler, grev, komünizm ve kapitalizmle ilgilenmez. İnsanın içinde bulunan iyi ve kötünün birbirini nasıl dengelediğini ve birbiriyle nasıl çekiştiğini anlatmak ister. Nasıl birey olunur? Aranılan ve cevabı bulunmak istenen asıl mesele budur. İnsanın gerçekleştirmiş olduğu bütün bu savaşlardan bireye nasıl ulaşılırın aranılan cevabını Bitmeyen Kavga kadar Fareler ve İnsanlar ile Cennetin Doğusu romanlarında da görmek mümkün.

Fareler ve İnsanlar romanını da yazmak istiyorum çünkü bu roman Steinbeck’in tüm eserlerinde olduğu gibi sinemaya uyarlandı ve çok sevdiğim Lennie karakterini, çok sevdiğim John Malkovich canlandırdı. İnsanın içindeki iyi ile kötünün mücadelesine, kavgasına rağmen insanın kurabileceği hayallerin ne kadar güzel, ne kadar naif olabileceğini bu roman sarsıcı bir şekilde verir. Lennie o kadar saf, o kadar iyi bir karakterdir ki; hayatın o kanırtıcı gerçekleri Lennie’nin hayallerini mahveder, romanın sonu da inanılması güç bir biçimde biter zaten. Steinbeck, 1937’de The New York Times’a verdiği röportajda Lennie için şunları söyler:

“Ben kendim de bayağı uzun bir süre göçmen işçiydim. Öykünün geçtiği yerlerde çalıştım. Karakterler bir yere kadar, çeşitli insanların karışımıyla ortaya çıktı. Lennie ise gerçek biriydi. Şu anda Kaliforniya’daki bir akıl hastanesinde. Onunla haftalar boyunca yan yana çalıştım. Gerçek Lennie bir kızı değil, bir ustabaşını öldürdü. Kızgındı, çünkü patron arkadaşını işten çıkarmıştı, Lennie de dirgeni karnına saplayıverdi. Bunu arka arkaya defalarca yapışını izlediğimi anlatmaktan nefret ediyorum. Onu, çok geç olmadan durdurmayı başaramadık.”

Steinbeck, romanlarının tamamında gerçeklik tüm çıplaklığıyla gözlerinizin önündedir. Bütün mesele insanda başlar ve insanda biter. İnsanın dünyası, hayalleri, yapmak istedikleri, yaptığı ve yapacağı şeyler inanılmaz olabilir. Mesela Yukarı Mahalle, Sardalya Sokağı’ndan sonra yazdığı, üçlemenin son kitabı olan Tatlı Perşembe romanında Doc’un aşkı uğruna eski bir kalorifer kazanına her gün dizlerinin üzerine çöküp girerek kalorifer kazanını bir eve dönüştürmesinin güzelliği çok az romanda vardır. Bir insanın her gün dört ayak üzerine sevdiği kadının yanına gitmesi Doc’a ayrı bir çekicilik kazandırır okuyucunun gözünde. Çünkü Doc, zerre gocunmaz yaptığı şeyden; hatta şöyle der kendisine saygı duyacağımız şekilde: Aşkın onuru, pencerelerden gizlice seyreden onca bakışa rağmen kalorifer kazanından içeri saygıdeğer bir biçimde sürünerek girmekte yatar. bunu yapabilen bir insan, hayatta her şeyi saygıdeğer bir biçimde yapabilir”

Toplumu, toplumun yapısını ve arayışlarını yazan John Steinbeck aslında insanın birey olabilme mücadelesini yazdı. Birey bunu başardığında sağlıklı toplumlar oluşabilirdi ancak. Fakat toplum bilinci hala çok baskın olduğundan birey olunamadı hala ve hala aynı mücadele, aynı kavga, aynı savaş hiç eksilmeden devam etmekte bütün dünyada. İyi ki edebiyat var, çünkü ancak edebiyatta hayaller ne olursa olsun devam etmekte.

O yüzden Sel Yayınları 2012 yılından beri John Steinbeck romanlarını çok güzel kapak tasarımları ve Gün Zileli, Berrak Göçer, Elif Ersavcı, Bülent Doğan, Belkıs Dişbudak, Zeynep Avcı – Yalın Karabey, Aslı Biçen, Dost Körpe, Tomris Uyar (Sevgiyle anıyorum) ve Ayşe Ece’nin özenli çevirileriyle basmakta.

En son 2016 Ocak ayında Bitmeyen Kavga raflardaki yerini aldı. Tam da içinde bulunduğumuz bu karmaşa ortamında sistemin sağlıklı bireyler olmamamız için bizlere neler yaptığını dolayısıyla toplumu bilinçli olarak nasıl bir kaosun içine sürüklediğini Bitmeyen Kavga’yı okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız. Sonrasında diğer Steinbeck romanları da kitaplığınızdaki yerini alacaktır zaten.

  • BİTMEYEN KAVGA
  • Yazar: John Steinbeck
  • Türü: Roman
  • Yayınevi: Sel Yayıncılık
  • Çeviri: Gün Zileli
  • Yayın Tarihi: Ocak 2016
  • Sayfa: 316

Bir Cevap Yazın